Film / Kitap Degerlendirmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film / Kitap Degerlendirmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Şubat 08, 2010

Çeşitli, konusuz, alakasız düsünceler...

Kalkiş 6:10,
Yatağa varış 23 civarı ...
Tren gibi tüm gün çupapapa...
Hızla gelen giden düşüncelerin de , tren camından gecen manzaralar gibi akıldan geçtiği oluyor...Bu yazi da oyle iste. Çeşitli, konusuz, alakasız...
Ayakkabi olayında; yaşlandığıma karar verdim...
Ayakkabı ve çantayı çok sevmeme rağmen,ayağim ve elim hep rahat olanlarına gidiyor artik. Ağır çantaları, ortası oturmayan, burnu cendere tipi ayakkabıları hemen üstümden atasım geliyor...
Göz altı morlukları için, soğuk kompres öneririm. Aynı anda şakaklara da koyunca beynin donuyor !
Günes açınca, keyif termometresi yükseliyor 1-2 dizyem.
Bas / vucut ağrıları göstergesi düşüyor.
Bekliyoruz baharı:)
Gecen gün, çocuklar ile Eddie Murphy nin yeni filmi Hayal Et (Imagine That)' i seyrettik.
Ailece seyredilebilecek hoşça vakit geçirten bir film.
Eddie Murphy komedi aktörleri içinde iyilerinden. Film şerbetimsi de olsa, adam oyunculuk olarak emek dökmüş...
Küçük kız ise, gelecekte iyi bir oyuncu olacak diye kehanette bulunayım:)
Animsarsaniz, eskiler ''birseyi'' ''suraya'' yazarken, parmaklarını ıslatıp , duvara sürerlerdi...
İnsan beyni, kuş misali, öyle aklıma geliverdi...
Son olarak , Iglo bezelye cok nefis ..
Fiyat olarak yüksek ama bezelye saklamayan Ağustos kadınlari için, cam konserveden çok daha lezzetli sonuc veriyor...
Sevgiler,

Müzik ve Kitap

Önce müzik icin iki tık lütfen:) Üşenmeyin, pişman olmayacaksınız:)
http://www.dogaicincal.com/
Sonra cocuklarımız için kitap önerileri;
Şeker Portakalı ve Güneşi Uyandıralım
Yazar Jose Mauro De Vasconcelos
http://www.bilgicik.com/yazi/seker-portakali-jose-maura-de-vasconcelos-roman-kitap-ozeti/
Çıtır çıtır felsefe dizisi , yaşamı, dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara
yardımcı olacak temel sorularla kurgulanmıs kitaplardan oluşuyor.
Yalnizca Fransa'da 2 milyonun üzerinde baskı yapan Çıtır Çıtır Felsefe dizisi, Türkiye de dahil olmak üzere Almanya, Ispanya, Finlandiya, Yunanistan, Brezilya, Tayvan, Çin, Kore, Japonya, Slovenya, Italya, Isveç, Danimarka, Hollanda, Portekiz gibi 17 ülkede yayımlanıyor.
http://www.gunisigikitapligi.com/site/Scripts/felsefe.asp
Charles Darwin- Türlerin Kökeni Resimli Anlatım
">http://www.idefix.com/kitap/charles-darwin-turlerin-kokeni-michael-keller/tanim.asp?sid=BE90C4FKND6DM79JQ1XO'>
Sevgiler
Inci

Avatar ve Kayip Sembol

Fantastik bir hafta sonu oldu....
Avatar filmi, tüm aile tarafından beğeni ile izlendi...
Cok da guzeldi...
Cocuklar filmi o kadar sevdi ki, ikinci kez 3D olanina da gitmek istiyorlar.
Filmin verdiği mesajlar önemli ve doğru ; hem görsellik , hem de mesajlarin pekişmesi
açısından yeniden görmenin faydalı olacağını düşünüyorum...
Gerekmedikce öldürme, yaşama ve doğaya saygılı ol,
birlik icinde barışcı yaşam ve toplumsal iradenin gücü mesajları veriliyor.
Filmin mesajı demişken, sasırtıcı şekilde Kayıp Sembol'un bir mesajı ile
örtüsüyor.
Her iki eserin felsefesinde, yaratıcının gücünün, bireylerin içinde
de oldugu vurgulaniyor.
Düsünce gücününün büyüklügü vurgulanıyor.
Dua, dilek, yakarma ayinleri sırasında pozitif ve toplu düsüncenin sonucu
etkilediği, dualarin , dileklerin kabul gördüğü tecrübesi var.
En önemlisi ise, yasam alanına saygı...
Hem felsefik, hem bilimsel, hem görsel, hem sanatsal, hem çevreci hem de
humanist örgüler ile dolu, iki eser de....
Kayıp Sembol, ilginc bir kitap. Sanat tarihi severlere, sembol, topluluk ve
tarihe merakli olanlar icin, daha once okumalarında rastladıklari olguları,
kanıtlar ve araştırmalar ile sunuyor.
Özellikle Washington D.C'yi gezmiş, görmüş olanlara ilginç geleceğini
düşünüyorum.
Tüm dinlerin ayrımsallarina değil, ortak kavrayislarına da yer veriyor...
Noetic Teori: (yun. Düşüncenin gücü), modern sözlüklerde, akıl...
http://http//en.wikipedia.org/wiki/Noetic
Oldukça ilgi çekici. Metafizik düşkünlerine hitap ediyor.
Bence ikisi de vakit kaybı değil, görenlerin okuyanlarin fikirlerini duymayı çok
isterim....
Sevgiler
Inci

Pazartesi, Temmuz 20, 2009

Bir Belgesel, Bir Film

Bir Belgesel: Animal In Love
Enfes bir belgesel Animals in Love... Orijinali Fransızca ama Türkçe çeviri ile de seyredildiğinde, çok özenli, başarılı bir çeviri olduğu için rahatsız etmiyor .
Eğer cocukluğunuzdan beri belgesel sever, hayvanlar aleminin davranış ve yaşamları ile ilgili detayları merak eder, bir yapınız var ise; kaçırmayınız derim:)
Özellikle cocuklar ve gencler için görülmesi şart bir görsel şölen...
Bir film : 10000 BC
Prehistorik çağda epik bir aşk ve yaşam hikayesi.
Film Amerika'da ciddi kötü kritikler aldı.
Özellikle tarihsel gerçeklere bağli kalmamak, ve tarihi Hollywood vari süsleyerek azimsamak gibi eleştiriler çoktu.
Biz filmi çocuklar ile birlikte eğlenme amaçlı seyrettik ve çok tarihsel, belgesel bir beklentimiz olmadan seyrettiğimiz için eğlendirici bulduk.
Özellikle filmin sonunda süpriz olarak ulaşılan bölge, medeniyet ve bu medeniyetin o tarihlerdeki ileri matematik, uygarlik, yaşam seviyesi gibi konularda hala tarihcilerin yanıtlayamadıgı sorular olduğu düşünülür ise, çok da sacma olmayan ama tarihsel olarak kesinlikle tutmayan (!) hoş bir sonu var:)

Mukemmel bir gun...

Melania G. Mazzucco'nun ayni adli kitabindan uyarlanarak filmi ceken Ferzan Ozpetek'in ''Mukemmel Bir Gun'' filmini izledim.
Film daha once ki alti adet Ferzan Ozpetek filminden, -belki de kitaba sadik kaldigi icin- cok daha darbeli, sarsici ve karanlik.
Finalde ki ufacik isik, film bittiginde bogrunuze yediginizi hissettiginiz darbenin etkisini hafifletmeye yetmiyor maalesef.

Ben, hem Italyan ve Ispanyol sinemasini hem de Italyan sinemasinin Ferzan Ozpetek uzerinde ki etkilerini sevdigim icin filmi begenerek izledim.
Konunun karamsarligi film ile ilgili begenimi azaltmadi.

Oyuncular, cekimler, karakter oturtmalari doyurucu idi.
Yonetmenin Sezen Aksu sarkilarini ve Serra Yilmaz'i bir cesit ''ugur'' sayarak her filme serpistirme huyunu zaten biliyoruz ama bu sefer film klasik Ferzan Ozpetek filmlerinden o kadar farkli idi ki; bu serpistirmeler bana gereksiz geldi.
Ama bu hissim cok detaysal bir seyirci simarikligidir ve kesinlikle filmin tadinda bir eksiltme yaratmiyor.
Film bence daha cok bir ''kadin'' filmi.
Yonetmenin feminen duygulari anlayabilme yetenegi, film boyunca diyaloglarin sadelestirildigi pek cok sahnede mimik, bakis, durus vs ile doldurmasinda rahatca gorulebiliyor.
Ben gormenizi tavsiye ederim ama ''bitter'' oldugu konusunda hazirlikli olmak gerektigini de soylerek...

Sevgiler

Yerdeniz Buyucusu

Yillar once okudugum Yerdeniz serisini, bayram suresince bir kez daha ulastigim Eski Foca'nin dost sahillerinde yeniden okudum....
Gordum ki; bir kitap veya bu durumda kitaplar; insana seneler sonra da ayni zevki veriyor ama daha doyumsamali, daha duyumsamali , cok daha farkli sozcukler ile konusarak...
Degisen ayni dili, ayni sozcukleri, ayni sayfalarin ustunde, ayni punto ile basili olarak saklama gorevini basari ile yerine getiren kitaplar olmadigina gore; degikligin insanin kendisinde oldugunu dusunmek, varilasi bir yargi olacaktir sanirim...
Yerdeniz Beslemesinin ne tur bir kitap oldugunu ben tarifliyemiyorum.
Bazilari ona fantastik kurgu diyebilir , genclerine gozune kapali olarak okumalarini tavsiye edebilir. Bu sefer ise, bana debisi cok bir nehrin uzerinde sakin giden bir sandal icinde felsefe okuyormusum hissi verdi...Biraz Sophie'nin Dunyasi, biraz Simyaci, biraz buyu, biraz efsun, sifacilar, umut veren cadilar, cokca tevekkul, ormanda , dagda , kirda yapilan uzun uzun yuruyusler sirasinda karsilasan dost ve dusman ejderhalarin ve insanlarin dunyasi....
Yerdeniz serisi bir hikaye ama gercek degil... Bir oyku ama anlattigi insanlar bizden degil... Bildigimiz bir sarki gibi '' Iste oyle birsey'' ; herkesin kendisine gore yorumladigi....

Kitabin yazari Ursula K. Leguin , Metis Yayinlari....

Iki film - Bir oyun - Bir Kitap

Daha once sinemalarda oynayan Body of Lies - Yalanlar ustune adli filmi, hem film kalitesi ( cekim, senaryo, oyuncular ) hem de guncel konusu dolayisi ile begendim.
Ozellikle politika, antrika ve guc savaslari acisindan ilginc bir senaryosu var.
Tavsiye ederim:)
Ayrica Harry'nin has arkadasi Hermionieyi canlandiran Emma Watson nin yeni projesi ''Ballet Shoes'' adli bir kitap uyarlamasi.
Rahatca 7-14 yas arasi kiz cocuklariniz ile birlikte zevkle izleyebileceginiz; eksantrik, naif , alisila gelmisin disinda bir film. Tavsiye ederim:)Yaslari Ilkokul caginda olan cocuklu ailelere hep beraber sIkIlmadan oynayabilecekleri , kardeslerin de okuma bilsin bilmesin istirak edebilecekleri bir oyun ; Picturika ....
Kartta resimleri olan objelerin , ustene resimler karma karisik yerlestirilmis buyuk kartondaki yerini en hizli bulma oyunu... Bir cesit '' I Spy '' versiyonu...
Hem hafizayi, hem konsantirasyonu gelistiriyor, ustelik de heyecanli:)
Tavsiye ederim:)
Murathan Mungan'in dunya edebiyatindan sectigi 21 adet basrolunde kadinlarin yer aldigi hikayelerin beraber basimindan olusan ''Kadinligin 21 hikayesi'' kitabini zevkle okudum...
Dunya edebiyati cesitlemelerini sevenlere coookkk tavsiye ederim:)


Sevgilerimle

Barcelona

Barcelona'ya mi gitsek :)

Bizim filmlerin kasvetli, insani boğan, entel dantel göndermeler ile sanat filmi yapma çabası, bu filmde hiç yok .
Gayet hoş, akıcı, pırıl pırıl güneşli günlerin olduğu bir yaz filmi.
Kafası karışık insanları var Barcelona'da... Dünyanın her yerinde olduğu gibi...
Aşkı, hayatı, ilişkileri olduğundan daha karmaşık ve zor hale getiren genç insanlar...
Javier Bardem'in bu filmde hem görüntü hem oyunculuk olarak averaj altı olduğunu düşünüyorum. Kendisini Goya filmindeki performansı sonrası daha iyi bir performas ile izlemedim. Ya da Goya da ki engizisyon papazı ile o kadar özdeşleşen bir görüntüsü var ki hala aklimda , bir türlü İspanyol jönü olarak kabul etmedi algım onu , Barcelona Barcelona'da.
Filmin afişlerinde gözükmeyen 3. kadın karakterin filmin ağırlığı için çok önemli olduğunu, ve oynayan oyuncunun iyi bir performansı olduğuna inanıyorum.
Aynı oyuncuyu bu sene içinde Frost Nixon filminde de izleyebilirsiniz.
Scarlet herzaman ki gibi dolgun ve tepkisiz bir vücut dili ile ekranda duruyor ama Penelope Cruz döktürüyor...
Cruz öyle bir oynuyor ki ; en sonunda '' hah işte bu tam bir Woody Allen filmi '' diyebiliyorsunuz... Yani Penelope ortaya çıktıktan sonra film ilginç hale geliyor...
Filmde narrasyon (anlatım) kullanılmış... Biraz yeni Tv dizisi Pushing Daisies tipi bir anlatıma sahip. Avrupa'da geçtiği mekanların enfes çekimleri var...
Gecenin 12 sinde akşam yemeğine oturma keyfine sahip Barcelona halkı, arka planda daha cok kullanılsa idi, filme çok renk katabilirdi diyorum...
Woody'nin alakasız insanların alakalı ve önemli olduğu kalabalık filmlerinden biri değil Barcelona... Herkesin önemli olduğu, kimsenin kendini kasmadığı Barcelona'nın rahat ve sıcak hayatının akışında öylesine akan bir film...
Iyi seyirler

Duses

Bahtsiz olur soylu Ingiliz gelinleri

Vizyon zamani gectikten sonra anca izleyebildigim Duses, Keira Knightley 'nin oyunculugu ile performans ve kostumlerin ihtisami acisindan mutlu etti beni.

Keira Knightley 18. yy in Lady Diana si rolunde muthis !


Filmi goturen Knightley, ancak yan kadro da son derece etkileyici.Ozellikle Ralph Fiennes, nev-i sahsina munhasir Duk rolunde harikalar yaratiyor.

Keira Knightley ve Ralph Fiennes hayranlari, kostum drama turune merakli olanlar, 18. yuzyil Ingilteresinde soylularin yasam tarzi konusuna ilgi duyanlar ve BBC filmlerini sevenler izlemeli derim...

Sevgiler

2009 Oscars

The Reader ve Kate Winslet muthis . Sinema severlerin beklentilerine karsilik veriyor.
Beni sasirtan ve cok begendigim diger film Ford/ Nixon oldu.
Nixon'in guc ile olan iliskisini cok iyi irdelemis. Amerikali olmayan ve Nixon donemine cok ilgi duymayanlarin bile ilgi ile seyredecegi iyi bir yapim.
Ozellikle oyuncu secimi ve performanlari cok iyi. Her iki filmi de izlemenizi oneririm... Ben aday filmler arasinda en az Benjamin Button dan etkilendim.
Degisik kurgusu ilgi cekse de , diger filmleri gordukten sonra , Benjamin Button'in agirligi azaliyor.
Angelina Jolie'nin Changeling i ise Angelina'nin oyunculugu ile onem kazaniyor bana gore.
Suphe de ise Merily Streep cok iyi. Akademi uyelerini zor bir secim bekliyor bence.

Asagida Oscar toreni ertesi, Ece Temmelkuran'in Milliyet te konu ile ilgili yazdigi gayet iyi gozlemlenmis yazisi var...




ECE TEMELKURAN / Milliyet

Oscar odul torenini duzenleyen arkadaslarin karsisinda saygiyla egiliyoruz. Ne derseniz deyin, Hollywood bir kez daha “Adamlar bu isi biliyor arkadas” dedirten cinsten bir torenle karsimizdaydi.Besli gruplar halinde sahneye cikmalar, adaylarin yuzune karsi ovgu dolu zarif konusmalar yapmalar, Jerry Lewis geldiginde topluca ayaga kalkmalar, Robert De Niro’nun arkadasi Sean Penn’i anons ederken yaptigi sakalar...Hepsi fevkaladenin fevkinde hadiselerdi. Hugh Jackman’in arkasindan dusen perde, sahneye nereden firladiklari bilinemeyen danscilar, o isIklar, o dekor, yani artik Allah ne verdiyse ortaya koymus Hollywood’daki arkadaslarimiz ve sahane bir gece vucuda getirmisler. Hayirli muvaffakiyetler diliyoruz. Gecenin sahsi basliklarini soyle siraliyorum:Gidinin muhalifi Sean Penn’in aykiri agir abi olarak odul almasina pek sevindik. Ve fakat karisina tesekkur etmedi, etmedi, etmedi. Konusmanin sonuna kadar ben de karisi da bekledik, etmedi arkadas o tesekkuru! Garanti veriyorum, o gece o Oscar Sean Penn’in burnundan gelmediyse ben de bu isi birakirim.“Slumdog Millionaire” her bakimdan yuzumuzu guldurdu. Yonetmenin odulu cizgi roman kahramani gibi almasina bayildik.Hasretle bekliyoruz...El Cezire’de Allah’in gunu filmdeki figuranlarin isyani yayimlaniyor ama adam sag olsun filmde rol alan cocuklarin tum egitim masraflarini karsiliyormus. Izleyen sinemaci arkadaslarin guzelligi karsisinda bunalima girip meslegi birakma noktasina geldikleri filmi hasretle bekliyoruz.Mickey Rourke beyaz takim elbisesiyle olacak gibi degildi. Nerede “Siyam Baligi”, nerede bu Mickey! Kadin olsa mumkun degil donemezdi piyasaya, diye aklimizdan gecmedi degil.Benden beklenmez ama Angelina Jolie’nin zumrut takimi olaganustuydu. O takim da bir dalda aday gosterilmeliydi bence.Meryl Streep her zamanki gibi olaylari ciddiye mi aliyor yoksa tamamen girgirina mi gelmis belli olmayan o sahane yuz ifadesiyle Sophia Loren’in kendisine dair, dovuyor mu seviyor mu anlasilmayan konusmasini dinlerken ben gerildim, o gerildi mi anlayamadim. Iste oyunculuk bu, dedirten cinsten bir performansti o andaki.Torenin kendimi tutamayip agladigim noktasi da Kate Winslet’in odul alma anidir. Bana ne oluyorsa! Ve fakat kadincagizin yaptigi konusma... Dikkat edeniniz oldu mu bilmiyorum soyle bir cumle gecti arada:“Cocuklarima ve kocama bana dunyada en sevdigim isi yapmama izin verdikleri icin tesekkur ederim.”Icime dokundu!Izin mi? Izin mi dedin!Iste bu kadar. Kadin, Oscar aliyor, Revolutionary Road (Beyrut’ta izledim, olaganustu bir film) gibi, ‘The Reader’ gibi sahane iki film yapiyor, iki cocuk doguruyor, ustune ustluk kocasi da yonetmen ve fakat gecenin sonunda ‘izin verdikleri’ icin tesekkur ediyor. Bu laf sen benim bir icime dokun. Bir icime dokun! Fena oldum.Bir de tabii Brad Pitt’in eski esi Jeniffer Aniston’in sahneye cikinca tiptaki adi ‘Angelina Jolie anksiyetesi’ olan bir kriz gecirerek ne dedigini sasirmasi, espri yapacagim derken isin felakete baglamasi var ki... O cok fena oldu.Olmasa iyiydi ama oldu bir kere. Insan kendini onun yerine koyuyor da... Bir yil mi desem iki yil mi desem sokaga cikasim gelmezdi herhalde.Ayni esnada Istanbul’da Cemal Resit Rey Salonu’nda:Sinema Yazarlari Dernegi’nin odul toreni Oscar toreniyle ayni geceydi. Oradaydik. Geceyi duzenleyenleri ve odul alan, almayan butun sinema emekcilerini kutluyorum. Ve fakat sunu da soylemeden edemiyorum:Azgelismis ulkenin kokteyli bu kadar olur. Fanta, kola, su... Mekân belediyenin oldugu icin alkol yasakmis! Biz de o kadar insan AKP’lilerin hepimize dayattigi ahlak anlayisinin gazi kacmis gazozlarini ictik durduk butun gece.

Minnesota'nin berber dukkanlari

Gran Torino filmini gorunce daha iyi anladim berber dukkanlarinin onemini... Filmin en carpici sahnesi, kucuk Mong'un, savas kahramani Clint ve senelerdir onun berberligini yapan Italyan'dan aldigi 3 dakikalik sosyallesme taktikleri, filmin en iyi sahnesi idi...

Cekingen insanlar , her toplumda yalniz kalir... Ama Amerikanin ortasi gibi, kulturel farkliliklarin kumelesmeye yol actigi , irkin, rengin, milliyetciligin hala insan haklarina galip geldigi bolgelerde , kabugunu kirip, dost edinmek daha da zor, hele ki farkli bir irk mensubu iseniz....

Gran Torino agir tempolu, mesaj veren, iyi insan- kotu insan ayrimina odakli , vasat bir film...Bir nevi modern western.. Silahlarin Amerikalilari hayatindaki yerini kaniksanmisligi ise carpici.. Clint Eastwood ondan bekleneni ortaya koymus, filmi sirtlamis....

Berber dukkaninda gecen 3 dakikalik sahne ise filmin en iyi oyunculugunun oldugu sahne...
Yillarca gittigi berberi degistirmeyen, tasinsa da semt ardina semt gecip, ayda bir kez alisik oldugu berberine giden, berber dukkaninda mac, araba, ekonomi tartisan insanlarin aslinda bos bir is yapmadiklarini, berber koltugunun bile kucukler icin ogretici oldugunu cok iyi vurguluyor.

Iyi seyirler:)

Sevgiler

Inci

Tum zamanlarin en iyi 100 filmi

LOS ANGELES - Amerikan Film Enstitüsü’nün belirlediği, tüm zamanların en iyi 100 filminin orijinal listesi:


1. “Citizen Kane,” 1941.

2. “The Godfather,” 1972.

3. “Casablanca,” 1942.

4. “Raging Bull,” 1980.

5. “Singin’ in the Rain,” 1952.

6. “Gone With the Wind,” 1939.

7. “Lawrence of Arabia,” 1962.

8. “Schindler’s List,” 1993.

9. “Vertigo,” 1958.

10. “The Wizard of Oz,” 1939.

11. “City Lights,” 1931.

12. “The Searchers,” 1956.

13. “Star Wars,” 1977.

14. “Psycho,” 1960.

15. “2001: A Space Odyssey,” 1968.

16. “Sunset Blvd.”, 1950.

17. “The Graduate,” 1967.

18. “The General,” 1927.

19. “On the Waterfront,” 1954.

20. “It’s a Wonderful Life,” 1946.

21. “Chinatown,” 1974.

22. “Some Like It Hot,” 1959.

23. “The Grapes of Wrath,” 1940.

24. “E.T. the Extra-Terrestrial,” 1982.

25. “To Kill a Mockingbird,” 1962.

26. “Mr. Smith Goes to Washington,” 1939.

27. “High Noon,” 1952.

28. “All About Eve,” 1950.

29. “Double Indemnity,” 1944.

30. “Apocalypse Now,” 1979.

31. “The Maltese Falcon,” 1941.

32. “The Godfather Part II,” 1974.

33. “One Flew Over the Cuckoo’s Nest,” 1975.

34. “Snow White and the Seven Dwarfs,” 1937.

35. “Annie Hall,” 1977.

36. “The Bridge on the River Kwai,” 1957.

37. “The Best Years of Our Lives,” 1946.

38. “The Treasure of the Sierra Madre,” 1948.

39. “Dr. Strangelove,” 1964.

40. “The Sound of Music,” 1965.

41. “King Kong,” 1933.

42. “Bonnie and Clyde,” 1967.

43. “Midnight Cowboy,” 1969.

44. “The Philadelphia Story,” 1940.

45. “Shane,” 1953.

46. “It Happened One Night,” 1934.

47. “A Streetcar Named Desire,” 1951.

48. “Rear Window,” 1954.

49. “Intolerance,” 1916.

50. “The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring,” 2001.

51. “West Side Story,” 1961.

52. “Taxi Driver,” 1976.

53. “The Deer Hunter,” 1978.

54. “MASH,” 1970.

55. “North by Northwest,” 1959.

56. “Jaws,” 1975.

57. “Rocky,” 1976.

58. “The Gold Rush,” 1925.

59. “Nashville,” 1975.

60. “Duck Soup,” 1933.

61. “Sullivan’s Travels,” 1941.

62. “American Graffiti,” 1973.

63. “Cabaret,” 1972.

64. “Network,” 1976.

65. “The African Queen,” 1951.

66. “Raiders of the Lost Ark,” 1981.

67. “Who’s Afraid of Virginia Woolf?”, 1966.

68. “Unforgiven,” 1992.

69. “Tootsie,” 1982.

70. “A Clockwork Orange,” 1971.

71. “Saving Private Ryan,” 1998.

72. “The Shawshank Redemption,” 1994.

73. “Butch Cassidy and the Sundance Kid,” 1969.

74. “The Silence of the Lambs,” 1991.

75. “In the Heat of the Night,” 1967.

76. “Forrest Gump,” 1994.

77. “All the President’s Men,” 1976.

78. “Modern Times,” 1936.

79. “The Wild Bunch,” 1969.

80. “The Apartment, 1960.

81. “Spartacus,” 1960.

82. “Sunrise,” 1927.

83. “Titanic,” 1997.

84. “Easy Rider,” 1969.

85. “A Night at the Opera,” 1935.

86. “Platoon,” 1986.

87. “12 Angry Men,” 1957.

88. “Bringing Up Baby,” 1938.

89. “The Sixth Sense,” 1999.

90. “Swing Time,” 1936.

91. “Sophie’s Choice,” 1982.

92. “Goodfellas,” 1990.

93. “The French Connection,” 1971.

94. “Pulp Fiction,” 1994.

95. “The Last Picture Show,” 1971.

96. “Do the Right Thing,” 1989.

97. “Blade Runner,” 1982.

98. “Yankee Doodle Dandy,” 1942.

99. “Toy Story,” 1995.

100. “Ben-Hur,” 1959.

The Rocket Post

The Rocket Post bir Iskoc filmi. 2002 yilinda yapilmasina ragmen, 5 yil sonra bu sene Ingiltere sinemalarinda gosterime girdi.
Filmin kendisi hos oldugu kadar, Iskocyanin sarp kaya ve yamaclarina vuran dalgali denizi, yesil cayirlari, mavi gokyuzu ve ada halkinin karakteristik sevimliligi ile butunlesince , sinema severleri doyuran bir yapim bence.


Rocket Post arrives five years late
BRIAN PENDREIGH
IT WAS supposed to be a cinema blockbuster - the true story of a German scientist trying to deliver Scottish mail by rocket.
But five years after shooting ended, and two years after the director died, The Rocket Post has only now landed a distribution deal.
The film appears to have set the record for the longest time taken for a major production to go from the last shout of "cut" to cinema release.
During the long search for a distributor, producer Mark Shorrock quit the film business to promote wind farms and director Stephen Whittaker, whose TV credits included Nicholas Nickleby and Inspector Morse, died of cancer.
The cast of the £5m film, shot largely on the Hebridean island of Taransay in 2001, includes Trainspotting star Kevin McKidd, Gary Lewis from Billy Elliot and newcomer Shauna Macdonald.
In 2002, it won a major prize at the Stony Brook Film Festival in New York State, and there were other special screenings, including one at the An Lanntair arts centre in Stornoway last year. The film even came out on DVD in Scandinavia, but still struggled to find a UK distributor.
Now, more than five years after The Rocket Post was made, a deal has been secured with the UK division of Lions Gate - which recently distributed George Clooney's Good Night, and Good Luck - and it will be released in British cinemas later this year.
It seems the film's change in fortune is largely down to the fact that audiences are getting older and may be more receptive to old-fashioned dramas.
Nick Manzi, Lions Gate UK's head of acquisitions, believes cinemagoers are now ready for the story about an eccentric German scientist's attempts to deliver mail to the islands by rocket and his fictionalised romance with a Scottish girl.
"The audience is getting older," he said. "Films that we passed on four or five years ago we may have bought now."
Manzi previously worked for Redbus, a small British company that was taken over by Lions Gate, and he first saw the film several years ago. "It's a very good film," he said. "We liked it, but at the time it wasn't right for us and, over quite a long period, we tracked the project.
"The difficulty with theatrical films is that the market place changes so quickly. Four or five years ago who would have thought that Brokeback Mountain or Constant Gardener would have done the sort of business that they have done?"
Lions Gate struck a deal with financier Guy Hands and plans to open the film in up to 20 Scottish cinemas in November, followed by further cinemas in England, if it attracts a positive response north of the Border.
Former Bond villain Ulrich Thomsen plays scientist Gerhard Zucker, who attempted to interest the British government in a scheme to deliver mail to the islands by rocket, though he had failed to impress the authorities in his native Germany.
He arrived in the Western Isles in 1934 with the intention of firing a rocket across the water between Harris and Scarp. There was even talk of a one-minute cross-channel postal service.
In the film, romance blossoms between Zucker and a local schoolteacher, played by Shauna Macdonald. It was her first big starring role, though she has since gone on to other parts, including the central role in the horror film, The Descent.
Zucker's initial tests were successful, but tensions were growing in Europe and the Nazis refused to allow him to export his solid rocket fuel. The Scarp test ended in disaster when the rocket exploded, scattering thousands of letters across the beach and sea. Zucker returned to Germany and the scheme was abandoned.